18 Mayıs 2010 Salı

pervane-i hengame

ve her adımıyla umman çalkalanır
ümmü gülsüm susar haşyetten
haşyetten bir müşrikin yüreği parçalanır
tutuşur bütün tütünler
ırmaklar sarhoş olur, islambulî durulur
her adım attığında kurşunlar vızıldar
aheste bu kez, serserî hatta, derbeder
vahiy iner dağlara, dağlar parçalanır
her adımda bir transeksuel hüngür hüngür ağlar
güneş hicap eder, ay doğar gündüze
güneşsiz gündüz olmaz, ay parçalanır
her adımda beyrut'ta bir militan ölür
ah! diye bir figan kopartır ölüm
bir siyonist kendi başını kopartır tutar da boynundan
her adımda çocuklar dişlerini gösterir analarının koynundan
her adımda bir mushaf baştan başa sirkeye bulanır
yollar elektriklenir, ağaçlar birbirlerine dolanır
her adımda
kum'da bir molla ağlar,
bütün hindistan ağlar
her adımda gürül gürül bir haşyet çağlar
ve her adımda bir müslüman yıllanmış bir şarap açar
mütesettir bir kadın şuh bir kahkaha atar
her adımda arapça kelimelerinden birini kaybeder
ve her adımda bir hamas'lı namlusunu dayar
kendi göğsüne, kalbine, kafatasına, bilmemneyine!
sosyalist ingiliz bir vekil fabrika açar
ve her adımda bir arslan kükreyerek bir kediden kaçar
umman çalkalanır, gök devrilir, güneş gözyaşları saçar
her adımda kainat bir yıldız sıkar arzın alnının çatına
ya rabbi! yeter, yeter ya rabbi!
haşyetten kusuyorum.

Hiç yorum yok: