27 Ekim 2009 Salı

Bir Meşşaî'yle Sohbetim

Selamlar. İnternette öylesine gezinirken hanifdostlar ismiyle müsemma bir siteye denk geldim. Burada hadisleri inkar edip kendilerini Kur’an müslümanı ilan eden insanlar toplanmışlardı. Kendi aralarında hadisler arasındaki çelişkileri bulup geyik yapıp eğleniyolardı filan. Burada gezerken bir adama rastladım. Kitap yazdığından, 9 sene uğraşıp sonunda dünyayı çözdüğünden bahsediyordu. “Ama alimlerimiz böyle böyle demişler” diyen insanlara da “Ben kendim Alimim.” Şeklinde cevap veriyordu. İnsanlarla msn üzerinden konuşup bu konuşmalarını mezkur siteye upload ediyordu. Sitede 10larca sayfa diyaloğu vardı çeşitli insanlarla. Ama her çeşit insan. Eheh…
Bu adam benim ilgimi çekti. Kendi söylediğine göre onlarca kelami (islam felsefesi demek, teoloji) eser okumuş neticede seneler süren sancılı bir düşünsel serüvenden sonra gerçekleri bulmuş. Adamın üslubu ve tarzı çok ilgimi çekti. Çünkü aynı Basra ve Kufe’deki o eski tartışmalarda kullanılan üslubu kullanıyordu. “Şimdi sana bunu ispatlayacağım” diyip lafına öyle girişiyor ve karşı tarafı mağlup etmek için cümle kuruyordu. Ayrıca günümüzden daha farklı bir yönü de sürekli kavramları kabul ettirerek gitme çabasıydı. Önce bir kavramı ve bir yargıyı cilalayıp önünüze sunuyor ve kabul ediyor musun diye soruyordu, eğer kabul ederseniz bittiniz. Artık onun oyunundasınız ve muhtemelen içten içe doğruyu bilseniz de nasıl olduğunu anlamadan kilitlendiniz demektir. Kullandığınız kelimelerle sizi mahkum ediyor. Sonradan fark ettim ki sanırım bu Aristo’nun metodu, çünkü adam neredeyse her açıdan aynı metodla hareket ediyor.

Neyse böyle enteresan bir adamı elimden kaçırmak istemedim ve ben de bir tartışma teklif ettim. İşte, tartışma:



Emre:
selamunaleyküm
karadenizli misin sen

kürşat:


Emre:
neresinden

kürşat:
samsun

Emre:
rizeliyim ben de =)
neyse
istersen klasik giriş sorularından başla
tartışalım seninle bir

kürşat:
ok
hayır şer alahtanmı

Emre:
Lafzen evet, senin yerleştirdiğin muhtevaen hayır
kürşat:
hareketlerimizi yaratan allahmı

Emre:
dolaylı yoldan evet fakat direkt olarak biz
açayım mı biraz daha

kürşat:
yok
herşey allahın iradesiylemi olur

Emre:
herşeyi allah irade etmez
fakat herşey allahın gücünün dahilindedir
ama karışmamayı seçmiştir

kürşat:
annadım
allah olacakları önceden bilirmi

Emre:
allah için "önceden" diye bir kavramdan bahsedilemez
onun için önce ya da sonra yoktur
bizim zaman kavramımız tamamen dünyanın güneş etrafındaki turuna endekslidir
allah tasavvurumuzun ise böyle bir bağlayıcılığı yoktur

kürşat:
alemi yoktannmı yarattı alah

Emre:
kesinlikle

kürşat:
alem yokkende allah varmıydı

Emre:
mutlaka

kürşat:
bu yokluk zaman olarak sürdümü sürmedimi

Emre:
farklı bir cümleyle ifade et lütfen

kürşat:
ok
allah alem yokkende alemi yaratacanı biliyordu değilmi

Emre:
hmm
kısacık bir süre ver

kürşat:
ok

Emre:
allah herşeyi bilir fakat kendisini bilemeyebilir. çünkü allah derken bahsettiğimiz şey maddeden bağımsız üstün bir bilinç. bu bilinç kendisinin alt boyutlarında kalan herşeye tam anlamıyla vakıf olsa da kendi bilincine böyle bir vukufiyeti söz konusu olmayabilir. bu konuda net bir yorum yapabilmekten uzağız. bilinemez.
allah bilir ya da bilmez demiyorum. biz bu konuda bir şey diyemeyiz.

kürşat:
soru kendi zatıyla ilgili değildi ama

Emre:
hayır zatıyla alakadardı
tekrar düşün
kendisinin kendi yapacaklarını bilip bilemeyeceğini soruyorsun

kürşat:
anladım
dua ediyormusun

Emre:
yani allah'ı da kadere mahkum etmeye çalışıyorsun
evet

kürşat:
mesela üniverste sınavın agirerken ne diyosun
dua olarak

Emre:
allahım sen benim kalbime azim ver diyorum mesela, yapamadığım iki tane soruda yeise düşüp pes etmeyeyim diye

kürşat:
sınavı ban akazandır diye dua ettiğin oldumu

Emre:
sınavı bana kazandır diye dua ettiysem de buradaki kastım kalbime güç ve kuvvet ver olmuştur
unutma
allah kalpleri evirip çevirendir
ayet-i kerime

kürşat:
kazanamayan agüç vermiyomy yani
vermiyomu

Emre:
sınavda kalbindeki bu gücün ve direnişin tek etken olduğunu mu düşünüyorsun? bunun yanında dünyevi çalışmaların da çok büyük bir etken değil mi?

kürşat:
sorumu yanıtla sadce

Emre:
ayrıca duanın kabul olunup olunmayacağı da senin uhreviyatla ilişkine bağlı. belki kimi sebeplerden kabul olunmamıştır
bu sorunun yanıtıydı zaten
tamam, senin istediğin gibi formulize edeyim. bekle bi saniye

kürşat:
alalhın kalbe güç vermesi nedir sence

Emre:
daha önce de bahsettiğim gibi
sözgelimi bir anda ümitsizliğe düşmeni ve boşvermeni engellemesidir
5 hata ardarda yaptığında ümitsizliğe düşüp pes etmene mani olmasıdır
aslında bak daha derin bir açıklama gerekiyo şurda sana
freud'a göre bilinç üç katmandan ibarettir
bilinç-bilinçaltı-bilinçdışı
bilinci zaten biliyorsun

kürşat:
dur oyara geçme

Emre:
bilinçaltı tamamen maddi ve dünyevi etkenlerle oluşur ve bilinci güdüler

kürşat:
oraya

Emre:
bilinçdışı ise hesaplanamaz etkenlerle oluşup bilinçaltını güdüler
işte allah bilinçaltlarına müdahale eder

kürşat size bir titreşim gönderdi.

kürşat:
dedin ki
daha önce de bahsettiğim gibi
sözgelimi bir anda ümitsizliğe düşmeni ve boşvermeni engellemesidir
5 hata ardarda yaptığında ümitsizliğe düşüp pes etmene mani olmasıdır

busözlere göre düşünceni yaratan allah oluyo

Emre:
hayır, bilincimi bilinçaltım ve bilinçdışım var ediyor
düşüncem bilincimdir
bilinçaltını tamamen maddi etkenler ve bilinçdışım var ediyor
bilinçdışında ise allah söz sahibi, isterse karışıp isterse karışmıyor

kürşat:
allahın karışması nası oluyo

Emre:
onu da sünnetullah'a bağlı bir şekilde icra ediyor yaratan

kürşat:
sınavda san anası karışıyo örnek ver

Emre:
bilinçdışım benim uhrevi yönümün sahası
söyledim ya
5 soru ardarda çözemeyen bir insan pes de edebilir azmedip devam da edebilir. şimdi; bu neye göre belirlenir? öncelikle bilince, sonra bilinçaltına, sonra bilinçdışına
bilinç zaten bilinçaltı ve bilinçdışından ibarettir
öyleyse bilinçaltımda dünyevi etkenler söz konusu
fakat bilinçdışından allah bilinçaltını güdüleyerek değiştirebilir
ve bende hasıl olan pes etme güdüsü hiç hasıl olmayabilir
fakat bunu da kendi sünnettullah çerçevesinde yapar yoksa rastgele değil

kürşat:
bu güdüleme seni etkilemesi oolmuyomu

Emre:
evet

kürşat:
bu etkileme senin özgür iradeni bitirmiyomu

Emre:
bitirmiyor
özgür irademi sadece etkiliyor
mesela bak başka bir örnekten yola çıkalım
sözgelimi ben sevgilimden ayrıldım ve allah'a o kızı bana geri vermesi için dua ettim
şimdi burada gerçekten büyük bir problemle karşı karşıyayız fakat nispeten çözebildiğimi zannediyorum
allah beni terkeden sevgilime nasıl etki edecek?
ve bu etkisinin neticesinde o kızın özgür iradesini zedelemiş olmayacak mı?
bana kalırsa olaylar şöyle gelişiyor:
ben dua ettiğimde (duamın kabul olması için sünnetullahta sabit olan kimi şartlar vuku bulduysa, ve kısaca duam kabul olduysa) bu kızın bilinçdışına (yani pozitif bilimlerle asla hesaplanamayan o uçsuz bucaksız dehlize) allah güdülemede bulunuyor
bu kızın kalbinde ufak da olsa bir "geri dönem arzusu" filizleniyor
çünkü bilinçdışındaki bu güdüleme ordan bilinçaltına ordan da bilince erişebilir
kız bunun üzerine bir çok normal içgüdüsüyle boğuştuğu gibi bu güdüyle de boğuşuyor
isterse mağlup edip bana geri dönmüyor
isterse de mağlup etmemeyi tercih edip bana geri dönüyor
anlatabildim umarım

kürşat:
anladım
rızık allahtanmı

Emre:
aha!
o konu çok derin işte
allah'ın iki tür yaratım faaliyeti var aziz kardeşim
birincisi en başta herşeyi yaratırkenki hali: general divine action
ikincisi sonradan müdahaleleri special divine action
neticede herşeyi tetikleyen kuvvet olarak rızka sebebiyet veren de allah
yani senin bir videonu izledim mesela
elime bir kalem aldığında bunu allah yaratmıştır diyosun
değil mi?

kürşat:
evt

Emre:
bi sn ver bana
Bugün deprem olduğunda hem Allah depremi yaratmış hem de fay hattındaki sıkışma depreme sebebiyet vermiş oluyor. Bu ikisi birbiriyle çelişen değil, tam aksine birbirini tamamlayan iki ana etken mahiyetinde. Yani dünyadaki her hadise dolaylı yoldan Allah’ın bir yaratımıyken aynı zamanda ona sebebiyet veren etkenlerin de varlıksal alanda birer tezahürü. Öyleyse benim şuan kazağımı çıkartmamla oluşan
oluşan durumu Allah yarattı, diğer yandan bu duruma ben özgür iradem vasıtasıyla aldığım bir kararla sebebiyet verdim.
daha önce düşünüp bu kanaate vardım
böyle yazmışım
umarım açıklayıcı olmuştur

kürşat:
başk abişi sorim

Emre:
elbette

kürşat:
her olayın nedeni varmııdır

Emre:
vardır diyelim
bir de şerh koyalım

kürşat:
bu nedenler silsilesi içinde özgür iradeyi nasoı savunuyosun

Emre:
aziz kardeşim hiç determinizmi inceledin mi?

kürşat:
evet

Emre:
şimdi orda vakıa neydi
bir kere herşey "maddeydi" değil mi. çünkü bu adamlar materyalist. maddeden başka bir şeyin varlığını kabul etmiyorlar, yani metafiziği reddediyorlar. peki devam edelim
bunlar ne diyorlardı: insan kararının ve dahi herşeyin oluşması bir neden-sonuç ilişkisi içinde gelişir. bu sebeple biz tam şuan evreni durdurup bütün faktörleri üstün bir zihinle hesaplayabilirsek geleceği de biliriz
işte ateizmin düştüğü çıkmaz bu. insanda özgür iradeyi gaspediyorlar. bu adamlar ateist ve kaderci!
fakat ben teistim, ben müslümanım. işte senin de kurguladığın bu deterministik teoriye şöyle karşı çıkarım
bir kere herşey madde değildir, allah vardır.
ikinci olarak allah insana ruhundan üflediğinde "ilahi vasıflarını" insana bahşetmiştir.
ruh nedir dersen insanı geri kalan mahlukattan ayıran şeylerdir derim: bilinç + irade + yaratım kuvveti
insanda bunlar var, o sebeple insan dünyanın halifesi
o sebeple melekler insana secde etti
devam etmek gerekirse:
insanda ilahi bir yön de var kardeşim, maddeden bağımsız bir yön. işte bu sebeple insan yaratabiliyor. yaratmak allah'a mahsus filan değil, biz de yaratabiliyoruz. tabii ki onun gibi değil ama yaratabiliyoruz. bu sebeple insan kendi içindeki maddesel olmayan ilahi cevher vasıtasıyla mutlak bir neden-sonuç ilişkisi içine girmiyor
ve insan nedensellikten kurtuluyor, determinizmi yıkıp geçiyor
lütfen üzerinde uzun uzadıya düşün

kürşat:
anladım
am asen bu sözle nedeni olmayan bişe varolabilir demiş o luyosun
ölemi

Emre:
bak klasik taktiklerine geri dönüyorsun =)
düşünelim bana biraz zaman ver

kürşat:
ok

Emre:
ok deme bu arada be ok neymiş

kürşat:
hızlı yazamıyom

Emre:
evet, bunu diyorum.
bilinçdışının güdüleri nedensizdir

kürşat:
öleyse sana bi materyalist dese ki
madem nedensiz bişiyin olabileceni kabul ettin. o zaman alemde nedensiz var oldu. öleyse alahın yaratmasına gerek yok. bize neden kızıyosun derse sen ona ne dersin

Emre:
allah olmasaydı herhangi bir ahlak felsefesi herhangi bir ontolojik felsefe kurgulanamayacağını söylerdim. yani, eğer allah yoksa dünya tamamen anlamsızdır. onun da çok ötesinde aslında bak şöyle açıklayayım:
ben nedensizce oluşan şeyleri kabul ettim dimi

kürşat:
evet

Emre:
"neden" kelimesi aslında tam olarak açıklayamıyor kafamızdaki kavramı
"zincire bağlı kalmadan oluşan şey" dersek kabul eder misin?

kürşat:
ok

Emre:
tamam
peki insanda bu şekilde zincirden münezzehlik nerden kaynaklanıyor? allah'ın insana üflediği ruhtan

kürşat:
delil ne

Emre:
dur bitireyim delili veririm. demek ki allah bu zincirin dışındaki tek kavram. istediğine zincirden kısmi bir özgürlük bahşedebiliyor.
o zaman varacağımız sonuç: eğer allah yoksa, herşey mutlak bir zincire bağlıdır. allah varsa ancak o zaman zincirden bağımsız karar almak mümkün olabilir
işte karşımdaki materyalisti mağlup ettim bile
onlar zaten kolay lokmalar
neyse delil ne diye soruyorsun
delil şu kardeşim: ruh nedir?
bu sorunun cevabı senin delilin
kurandan yardım alarak cevaplayabilirsin

kürşat:
anladım
ilk kez böle cevaplarl akarşılaşıyorum

Emre:
aziz kardeşim sen felsefe yapmayan, tefakkuh etmeyen derinlemesine analizlerde bulunmayan insanlarla muhattap olmuşsun hep. yoldan çevirip ssoru sorduğn alelade adama eziyet ediyorsun
bak görüyorsun böyle bir anlamlandırmayla insana özgür iradesini geri vermek mümkün
ve insan ve dünya bu özgür iradeye muhtaç kardeşim. olmalı, olmak zorunda. yoksa dünya tamamen anlamsız olurdu

kürşat:
o sorunu n cevabını ben buldum merak etme
dua ve nedensizlik vidyosunun ilk 6 dakkası

Emre:
izleyeyim

kürşat:
ok şimdi kalkıyom cafeye gidiyom ordan devam edebiliriz

Emre:
peki görüşmek üzere

kürşat:
pl

Emre:
istirham ediyorum, lütfen benim kurgulamam üzerine derinlemesine düşün
kürşat:
sen izle

Emre:
her şey çok daha anlamlı
izliyorum şuan

kürşat:
yok yok
ok

Emre:
allaha emanet ol =)

kürşat:
sa

kürşat size bir titreşim gönderdi.

kürşat size bir titreşim gönderdi.

Emre:
ve aleykümselam

kürşat:
biri var seni çarim dedim yokdedi
bida sölim

Emre:
ee yani
=)
konuşacak mıyız yoksa bulaşıklara mı girişeyim

kürşat:
konuşalım

Emre:
bak basit şeyler konuşmuyoruz bir yandan başkalarıyla konuşacaksan bu iş yürümez
orası önemli

kürşat:
ok

Emre:
evet var mı sorun şimdi

kürşat:
ok

Emre:
ok ne muhterem
allah allah

kürşat:
şimdi
sen dedin ki
alahıngeleceği bilmesi olabilirde olamayabilirde

Emre:
hayır hayır öyle bir şey demedim
bak benim söylediğim şu
diyelim ki alem daha yok ve allah yalnız
ileride alemi yaratıp yaratmayacağını kendisi daha önceden biliyor muydu? bu soru cevaplanamaz. çünkü bizim ileri ve geri kavramlarımız, yani geçmiş ve gelecek kavramlarımız tamamen dünyanın dönüşüne endeksli. zaman alem yoksa, madde yoksa nasıl işler bunu bilemeyiz. o sebeple alem yokken allah kendi yapacğaından haberdar mıydı bu konuda bir laf söylenemez. bu konudaki en ileri laf bu konuda bir l
laf söylenemeyeceği.
yoksa sen allahı kendisiyle tutsak ediyorsun
ama alem yaratıldıktan sonra, alem hakkında, allah herşeyi bilir

kürşat:
şunu sorim
alem yaratıldıktab sora
senin yapacaklarını detayıyla biliyomuydy
biliyomuydu

Emre:
evet
allah için yap"acak" diye bir şey yok yalnız. zamanın üstünde allah.
ecek acak gibi zamana bağlı kipler bizim algı dünyamızın ürünleri. böyle bir şey yok.
diyorum ya tamamen maddeye endeksli
dünya bu kadar hızda dönüyor, zaman bu.
einstein okumalısın zaman hakkında merakın varsa
izafiyette bunu bilimle açıkladı

kürşat:
şimdi
soru şu
allah senin burda benle yazışacanı bu olay yokkende biliyosa
allahın ilmi yanlışa dönmeyeceğinden dolatı sen mecbur burda yazmış olmuyonmu

Emre:
hayır
boyutlar hakkında kafan çok karışık
güzel islami kitaplarımız islam medeniyetimiz günümüz bilimine erişemediğinden sen de sadece onlardan beslendiğinden bu çok normal
bu konuyu sana çok güzel açıklayacak bir video linki vereyim mi?
onu izle sonra konuşalım

kürşat:
linki sora ver evde kaydedeyim şimdi konuşalım
sorum gayet açık
işi zorlam aderim

Emre:
bak şimdi
bizim algılamamız 3 boyutlu, 4. boyutu sadece "yaşayabiliyoruz"
fakat allah 10. boyutta filan olmalı
şimdi senin kafanı bu konuda açabileceğimi umuyorum inşallah
şöyle bişey hayal et
önünde kocaman bir iki boyutlu alem var
kağıt gibi
ve sen herşeyi görüyosun yukarıdan bakara
içeride yaşayan iki boyutlu canlılar var
3. boyut kavramından habersizler
yani sadece en ve boya sahipler, yükseklik nedir bilmiyorlar. "yukarı" bakamıyorlar.
sen ise onlara yukarıdan bakarak iki boyutlu alemlerini tamamen görebiliyorsun diyelim
aklına bir kağıdı getir ve kağıtta iradeleriyle yaşayan iki boyutlu canlıların olduğunu düşün
bnların tam anlamlandıramadığı şekilde yaptıkları herşeyi görebilirsin değil mi
hangisi hangisinin yanına gitti vesaire
şimdi biz 3 boyutlu bir alemde yaşıyoruz
4. boyut ise zaman
en-boy-yükseklik-zaman
allah ise bizden çok daha yüksek bir boyutta
sen o düzlemde yaşayan iki boyutlu canlıların tüm hareketlerini görebildiğin gibi (ki muhtemelen iki boyutlu varlıklar bunu kolay kolay anlamlandıramayacaklardır) allah da seni bağlayan 4. boyuttan münezzeh
o da açık ve net bir şekilde herşeyi görüyor
fakat sen o adamcıkları görürken onları yöneltiyor musun? yönlendirdiğin sayede mi onların nereye gittiğinden haberdarsın? hayır. sadece onları bağlayan boyuttan üst bir boyuttasın
işte aynı şekilde allah kavramını da kafanda tekrar anlamlandır lütfen
video yu izleseydin bunu çok daha iyi kavrayacaksın
yani allah biliyor ama müdahil değil
biliyor ama belirlemiyor

kürşat:
yani şunu diyosun
allahın ilmi bizi zorlamaz
onun ilmi sadece bilir
şunuda diyonmu
ilim malum atabidir
yani alalhın ilmi soradan olacak olaylara tabidir

Emre:
biliyorum,terimleri de biliyorum. kabul ettiğimde beni kavramsal bir çıkmaza sürüklemeye çalışacağını da biliyorum =)

kürşat:
öleyse san aşunu deyim

Emre:
ilim maluma tabidir evet
allahın isteğiyle

kürşat:
malum demek olacağı bilinen olay
demek
ilimden kasıt ezeli ilim
şimdi

Emre:
bi sn
kim dedi allahın ilminin ezeli olduğunu?
ezeli olan yalnızca allah

kürşat:
ilmi ezeli değilmi sence

Emre:
ispatlaman gerek bu önkabulünü
allahtan başka ezeli olan yoktur
olsaydı o allah olurdu
ezeli tek bir kavram vardır ve biz buna allah diyoruz
kendi ilanı ve iradesiyle bu ezeli varlık bazı şeyleri ebedi yapabilir ama

kürşat:
şimdi şöle
allahın ilmine ezeli demezsen soradan örendi demek olur

Emre:
bak kavramların içine sıkışıyorsun
geniş düşün.
bunlar bizim maddi dünyamızı açıklamaya çalışırken kullandığımız kavramlar sadece
bunlarla allah açıklanamayabilir

kürşat:
öleyse şöle diyekim

Emre:
mantık ilmiyle hareket etmeye çalışıyorsun ama bazen çıkmaza düşersin. çünkü mantığı sen maddiyata göre oluşturdun. fakat metafizik kimi zaman senin maddi mantığından münezzehtir
buyur

kürşat:
diyelim
san agöre zaten alem yaratıldıktan sor aallah gelecekte olcak herşeyi olmadan önce biliyo dimi

Emre:
evet

kürşat:
peki bu ayrımı neye göre yaptın
alem yokken bilmicek am ayaratılınca bilecek

Emre:
alem yokken ne vardı?

kürşat:
sana göre allah

Emre:
peki
allah eğer kendisinin yapacağı herşeyi önceden biliyorsa, allahın kendisinin yapacağı herşey belirli değil mi senin mantığına göre?
öyleyse allah da kader mahkumu?
öyleyse onu belirleyen güç esas allah, bizim bu bahsettiğimiz değil

kürşat:
zaten biz allahın iradesinin reddettik

Emre:
peki irade kimde?
kürşat:
bizde

Emre:
mutlak irade kimdeyse biz de onu allah ilan ettik
daha biz yokuz
alem yok daha

kürşat:
biz aleme ezelidedik

Emre:
allahın alemi yaratacağını belirleyen kuvvet kim
aha! işte düştüğün çıkmaz
o zaman "alem=allahtır"

kürşat:
yok değil

Emre:
yine aynı mantığa geliyoruz
çarpık bir vahdet-i vücud seninki, aslında spinozacılık biliyor musun. eheh
peki alemi kim var etti? maddi alemi kastediyorum? kendiliğinden mi var oldu?

kürşat:
değil bu başka
meşşailik akımı bu
farabi ibn sina yolu

Emre:
filozoflarımızı severim, takdir ederim. ama pek güvenmem

kürşat:
deliller çok açık

Emre:
yani alem ezeli, allah ise sonradan var?
bunu mu diyorsun

kürşat:
yok
allah da alemde ezeli
am aalemi yaratan allah

Emre:
ezeli demek yaratılmamış var edilmemiş herşeyden önce olan şey demek
şimdi sen iki ezeli kuvvet ilan ettin
bu imkansız
biri diğerini yaratıyorsa diğeri ezeli değildir

kürşat:
bu senin uzak olduğun bi alan
zaten kelamcılarda bunu göremedi rezil o ldu

Emre:
göster muhterem o zaman

kürşat:
ok

Emre:
beynime güveniyorum, sarih bir lisanla izah et

kürşat:
şok olmay ahazırmısın

Emre:
şok olmayacağım aziz kardeşim
buyur sen söyle

kürşat:
öle bi olacan ki
fakat
şunu diyim
4 yıldır bu meselede bi noktada tıkanmıştım
kimse çözemedi bu problemi
çözülemez sanıyordum
ama 2 ay önce onuda çözdüm
artık rahatım

Emre:
evet yeterince dramatize ettin başla lütfen =)

kürşat:
şu vidyolarda detaylı anlattım izlersin
alemin kıdemi
alemin ezeliliği
sonsuzluk aşılmıştır
alem alalhtan başk aherşey dir
allah alemi yoktanmı yarattı

Emre:
evet
alemi yoktan yaratana allah diyoruz daha doğrusu

kürşat:
yanialem yoktu alla hsoradanalemiyarattıölemi

Emre:
bak o dönem "sonradan" diye bir kavramdan bahsetmek imkansız
sonradan ve önceden bizim güneş sistemimize endeksli kavramlarımız
allah alemi yarattı, sadece onu biliyoruz
çünkü elimizde alem var ve bunu yaratana da allah diyoruz
tersten okuyosun

kürşat:
şimdi iidüşün eğer sen
sonradantabirini kullanmazsan
neden alem yoktu var oldu dedin
çünkü yokluk ve varlık
bu zamansal önceliği gerektirmiyomu

Emre:
hmm
alem yoktan var oldu, buna eminiz
neden?
çünkü alem dediğimiz şey maddi dünya. ve bugünün bilimi ispatlıyor ki bilimsel bir şekilde, eğer işin içine metafiziksel bir kuvvet karışmıyorsa hiçbirşey yoktan varolamaz
hiç bir madde
o zaman bunu bir yaratan olmalı
ona da allah diyoruz

kürşat:
sorumun cevabı değil bu

Emre:
sorunun cevabı ne biliyor musun
alem yoksa zaman da yoktur
öyleyse "sonrada ve önceden" de yoktur

kürşat:
alemden önce zaman yok ölemi

Emre:
elbette

kürşat:
peki alemdenönce allah varmı ve yaşamaktamıydı

Emre:
tersten oku lütfen
alemden önce var olana allah diyoruz
maddiyattan önce varolan ezeli zat allahtır
yani evet
"yaşamak" kelimesi pek yakışıklı değil ama

kürşat:
zamansız yaşam olurmu

Emre:
insani kavramlarla, tamamen aristo mantığıyla allah'ı hapsetmeye çalışıyorsun
aynı mantık:

kürşat:
sorum basit

Emre:
bir şey yoktan var olur mu?

kürşat:
dah ayeni başladık

Emre:
ve şimdiden çöküyorsun kardeşim =)
kullandığın şey aristo mantığı
görüyorum bunu çok net
farabi ve ibni sina da aristo mantığıyla hareket etmişlerdi, onlardan almışsın demek ki fikirlerini
bu usul allahı açıklamakta yetersiz ama, çünkü maddiyatla oluşturulmuş

kürşat:
allah alemi neyden sora yarattı

Emre:
alem yoksa önce ve sonra yoktur. öyleyse allah alemi "birşeyden sonra" yaratmamıştır. bu konuda söylenebilecek en ileri laf: allah alemi yaratmıştır.
zaman ondan sonra bizim oluşturduğumuz bir kriter
ve sadece bizi bağlar

kürşat:
alah alemi soradan yarattı demiyosan alemi ezeli demiş oluyosun

Emre:
hayır
allah alemi yarattı.
yaratılan şey ezeli değildir.
yine aristo mantığıyla geldim bak sana seviyosun belli ki =)

kürşat:
senle bu konu konuşulmuyo

Emre:
aziz kardeşim hiç yanlış akıl yürütmüş olabileceğini düşündün mü
görüyosun çürütüyorum ısrarla

kürşat:
sen en basit şeyi göremiyon
ne çürütmesi
bu konuda yazılan kiaplar vardır
tehafüt el felasife
gazali yazdı sor abunun gibi kitaplar yazıldı hepsini okudum
senin metodun geçersiz
adamların delillleri var
amasenin gibi konuşan yok

Emre:
yahu sen "ben alimim" demiyor musun
çürüt be mübarek beni o zaman
ısrarla allah'ı zaman kavramıyla mahdum etmeye çalışıyorsun
bu çok normal
niye biliyor musun
çünkü ne aristo zamanında ne de farabi gazali ibn-i sina zamanında "zaman" nedir çözebilen yoktu
bugün modern bilim bu konuda çok şey söyledi ama
bu sebeple zamanı çok daha iyi kavrayabiliyoruz
allah aşkına einstein'ın izafiyet teorisini bir oku

kürşat:
okudum

Emre:
senin şuan yaşadığın zaman tamamen dünyanın dönüş hızıyla alakalı yav
dünyanın dışına çık daha yavaş bir gezegende zaman daha farklı akacaktır
ee öyleyse zaman neden allahı bağlayan bir kuvvet olsun
onun da ötesinde verdiğim boyut örneğini kavrayabilseydin yine güzel olurdu

kürşat:
bal einştenöle bişidemiyo kitabında
kim uydurdu bilmiyomhepaynı laf

Emre:
izafiyet teorisi aynen bunu söylüyor sevgili kardeşim
zamanın göreceliği
olay budur

kürşat:
okudunmu o kitabı

Emre:
hayır

kürşat:
ee

Emre:
ne ee illa okumak mı gerekiyo ana kaynağından bişeyi bilmek için

kürşat:
ben okudum yok öle bişi

Emre:
yav bu yaptığın büyük bir kolaycılık farkında mısın
aç google'ı izafiyet teorisi yaz
karşına çıkan rastgele ilk linke tıkla
karşına benim dediklerim çıkacaktır
dünya alem yanlış kavramış sen mi doğru anladın einstein'ı

kürşat:
biliyom okudum onları
ama atnan öl ebişi demiyo demekki uydurma

Emre:
sevgili kardeşim kafa konformizmi yapıyorsun şuan
sen de içten içe biliyosun bi yerde bi yanlış olduğunu =)
yani bütün dünya einstein'a atfedilen izafiyet teorisini yanlış anladı
ve öyle yanlış kabul etti
fakat einstein böyle bir şey demiyordu

kürşat:
evet

Emre:
eheh
bak sen zamanı "ezeli" ilan ettiğinde napıyorsun biliyo musun
zamanı "allah" ilan ediyorsun
öyleyse allah zamandır
bu da aklıma eski yunanın allahını, kronosu getiriyor
kronos biliyorsun zaman demek yunanca

kürşat:
sen bence naap biliyonmu böle konuşacana
örenmeye bak
meşşai felsefesi
neden bunlar aleme ezeli diyo ve alemi yaratan allah diye delilleri ne
böle ilerlenir ilimde

Emre:
yahu sen bana anlatsana
o delillerle beni mağlup etsene
emin ol müsait bi zamanımda okuyacağım
ama şimdi niye kaçıyosun

kürşat:
senle konuşulmuyo bu konu
o yizden dediğim vidyoları izle ve yazdımkitaptada anlattım
çünkü kader meselesigibi değlil bu
karmaşık bide senin zorlamaların agüç yetirememşimdi
okeymi

Emre:
peki
bir şey soracağım sana son olarak

kürşat:
ok

Emre:
namuslu bir insan mısın

kürşat:
ne yönden

Emre:
yani bu tür erdemlere değer verir misin

kürşat:
evet

Emre:
bu zamana kadar yazıştığın insanlarla diyaloglarınızı hanifdostlar adlı bi sitede yayınladın değil mi?

kürşat:
hepsi değil çokazı
yazdığım kitap orda evet
kiitapt avar doru

Emre:
ben orda sayfalarca hatta onlarca sayfa diyalog gördüm

kürşat:
gördünmü kitabı

Emre:
ve okurken çok eğlendim
kitap mıydı o bilmiyorum sadece diyaloglarını gördüm

kürşat:
orda diyalog olarak anlattım düşünceleri
vidyonun yanında adres vra ever hanif dostlar
sitesinde var 20 . sayfadan itibaren

Emre:
eğer namuslu bir insansan ötekileri yayınladığın gibi beni de yayınlar mısın orda peki?

kürşat:
orjinal olursa ekliyom
bu orjinal değil

Emre:
neden?

kürşat:
benzerleri çok var

Emre:
benim gibi laf yetiştiremediklerin?

kürşat:
yayınlamamımı istiyon

Emre:
evet

kürşat:
dedim gibi

Emre:
orda sözde mağlup ettiğin zavallı arkadaşlar olduğu gibi benim de diyaloğum olmalı
ilmin namusu bunu gerektiri

kürşat:
orjinalite pek yok yannış şu var

Emre:
ki okuyucu istediği fikri seçsin

kürşat:
sende evet fark var
ama
senin terzında pek adam yok
tarzında
hitap etmez onlara

Emre:
neymiş benim tarzım yav

kürşat:
ilk kez gördüm senin gibisini
am aeminol ilmi anlamda değerlendirilmez am akader konusunda
yaptın izahlar beni şok etti
böle bi anlatış
anlayış
resmen dehşet

Emre:
neden yav

kürşat:
çünkü
senin izahların kitaplardaki gibi değil
onları bilirim her şeylerini
ama sen
tamamen orjinal
mesela
alalhın önceden bilmesini dahi direk evet demedin
sora baktım olmucak
determinizmden sıkıştırim dedim
onada bi kulp buldun

Emre:
yahu kulp bulmadım hakikaten bu iş böyle be mübarek =)
neyse
öyleyse son söylediğin laflar orjinal bir diyalog olduğunu kabul etmiş oldun
ve bunu koyman gerekiyor artık
ilmin namusu gereği
rica ediyorum

kürşat:
sonyaptımız değil
bi önceki orjinaldi am akaydetmeyi unuttum
ve o an düşünmedim yayınlamayı
ama aslında konmalı doru

Emre gönderiyor:


Emre:
al bu ilk safha

kürşat:
cafedeyim evdeyken verirsin
hepsimi bu

Emre:
peki
hepsini gönderirim artık evdeyken

kürşat:
demek kaydettin

Emre:
elbette kaydettim
diyorum ya
kafasında kavramları hiç oturtmamış bir nesle
çeşitli kavramları önceden kabul ettirip
sonradan o kavramlarla mağlup ediyorsun
yöntemin bu

kürşat:
diyaloglarımı okudun ölemi ne diyosun

Emre:
fakat beni de koymalısın ki oraya farklı bir görüş de gözüksün. dediğim gibi, ilmin namusu.

kürşat:
oldu koyyum

Emre:
namuslu bir ilim adamı neredeyse mağlup olduğu bir diyaloğu da her diyaloğu koyduğu gibi paylaşmalı
evet okudum diyaloglarını ve metodunu keşfettim

kürşat:
am aşöle pc deki bilgisayara kaydedecem

Emre:
tamamen aristonun metodu =)

kürşat:
sora eklemeyidüşünüyom biriksin
beğendinmi nası şaşırıyolar dimi

Emre:
vallahi dürüst olmak gerekirse çok ilkel geliyor bana
insanlar neyi kabul ettiklerinde nereye varacaklarını kestiremiyorlar
olan bu sadece
allahı en üstün sıfatlarla donatma içgüdüsündeler. fakat öylesine üstün sıfatlar yüklüyorlar ki bu sıfatlar vasıtasıyla yine allah'ı mahkum ediyorlar
sen de işin içinden çıkıp allahın iradesi yoktur diyosun
diyecek birşeyleri de kalmıyor

kürşat:
allahın iradesini neden reddettimi bi anlatsana

Emre:
çünkü allahtan başka şeyleri ezeli kabul ediyorsun
bunu kabul ettiğinde iki ezeli kuvvet olamayacağı için biri birini mağlup ediyor
sen allahı aleme yem ediyorsun

kürşat:
yannış anlamışın

Emre:
buyur sen anlat

kürşat:
ezeli ilmi dolayısıyla alalhın iradesini reddettim
çünkü ilminde belli olacak olaylar
irade zaten belirlemek demek
belli olan şey teakrar nedenbelirlensin
öleyse irade hükümsüz kalıyo
ve alalh yaptından başk aşey yapamıyo

Emre:
allahı bile determinist sürece dahil ediyorsun
ve alıp o ilmi tanrı ilan ediyorsun

kürşat:
yokdeğil

Emre:
yaptığın bu işte kardeşim
allahın ilmi neden ezeli bana şunu açıkla bi allah aşkına ya

kürşat:
determinizmde mucizeye yer yoktur

Emre:
teistik determinizmde vardır mucize
o ateistik materyalist determinizm

kürşat:
biz determinist değiliz

Emre:
yo yo sen çok aşkın bir deterministsin

kürşat:
yok

Emre:
allahın ilminde herşey belliydi demek
allah bunlarla bağlıydı demek
bu da determinizm

kürşat:
şu
teistik determinz ilk kez duyyom
bizim dedimiz
allahın nedensiz ilmi vardır kendi zatı gibi

Emre:
bi dakka
bu önkabule nerden vardın?
delilin ne

kürşat:
ve bu ilmin dışında olay gerçekleşemez
allahın önceden olacakları bildini, kabul etmek bunu gerektiirir

Emre:
peki allah için zaman var mı

kürşat:
var

Emre:
bunu nereden çıkardın?

kürşat:
açık

Emre:
hayır kilitlendin
bekliyorum heyecanla

kürşat:
allah yaşıyo zamansız yaşam olmaz

Emre:
allah'ın yaşadığını nereden çıkardın?
hem yaşamak nedir?

kürşat:
ölmemiş olmaktır

Emre:
ölüm insani bir kavram
allah için ölüm yoktur
öyleyse allah için yaşam da yoktur

kürşat:
öleyse yaşam vardır
ölüm yoksa yaşam olur

Emre:
eşya zıddiyle kaimdir
ölüm yoksa, yaşam da yoktur. yaşamaktan sözedilemez
siyah yoksa beyaz da yoktur beyazdan sözedilemez

kürşat:
allah görürmü

Emre:
konuyu değiştirme bu çıkmazdan çık
sevgili pre-aristo kardeşim

kürşat:
seb yanıtla ilgili

Emre:
afedersin?

kürşat:
sen

Emre:
sen yanıtla ilgili?

kürşat:
allah görürmü

Emre:
görmek nedir?

kürşat:
görmek işte

Emre:
ehehe
nedir peki görmek?

kürşat:
bakılanmaddeyi şekliyle algılamak

Emre:
o kadar ucuz bir numara ki bu ama be kürşat. seni suçlamıyorum, metodun böyle. aristo yaklaşımı bu işte.
insani bir vasfı allaha yükleyip ondan kuvvet alarak mahkum ediyosun
allah görmez, bilir.

kürşat:
yaşamayan bilirmi

Emre:
bilir
hem yaşamak nedir?
bunu da açıklayamazsın ki bana

kürşat:
konu dapıldı
dağıldı

Emre:
Kaçıcaksın tabi evet.
sana soru o zaman
ruh nedir?

kürşat:
bilemem

Emre:
neden
alim değil misin sen

kürşat:
herşeyibilemem

Emre:
gerçekten hiç akıl yürütmedin mi bu konuda
onlarca kelami eser okudun da
mesela yardımcı olayım

kürşat:
yazılıyo bi çok şey elbet

Emre:
allah insana ruhundan üflüyor ve melekler bunun ardından insana secde ediyor değil mi? öyleyse burdan ruh hakkında ne çıkarabiliriz?
hiç mi birşey söyleyemeyiz ya?

kürşat:
müteşabihdemeyi tercihederim
bendua etmeyi reddettim mesela

Emre:
insanlık müteşabihat hakkında akıl yürütmekle muvazzaf

kürşat:
ezeli ilimde belli zaten olcaklar dedim ne diyosun buna

Emre:
seni senin oyununda yeneyim mi
tam bir determinizm içinde

kürşat:
söle

Emre:
aşkın, tanrısal, tanrının bile determinizme dahil olduğu bir determinizm
şimdi diyelim ki herşey önceden belirli değil mi
bizim yaşamımızı idame ettirdiğimiz belirli kurallar var elimizde
dünyevi olanlar: ateş yakar, su söndürür, tahta batmaz falan filan
bunları kabul ediyorsun değil mi
yoksa eşyanın tabiatını da mı reddettin eşari misali

kürşat:
evet

Emre:
bunlar allah tarafından cari kılınmış kurallar
buna katılıyosun?

kürşat:
yerçekimi falan reddettim

Emre:
eşyanın tabiatı var mı yok mu?

kürşat:
örnekver

Emre:
ateş insan derisini yakar.
ateş her zaman insan derisini yakar.

kürşat:
katılmıyom

Emre:
bu kural alemde cari olan bir kuraldır
neden?

kürşat:
o determinist görüştür
olay aöle bakarsanmucizeyi izah edemezsin

Emre:
yahu allah ateşin yaktığını kural olarak koymuştur. bu onun kendi kanunudur. allah kanunlarının mahkumu değil hakimidir. mucize göstereceği zaman bir üst kuralla bu kuralını kaldırır ve hz. ibrahim ateşte yanmaz

kürşat:
biz ezeli nedensizi ilmi kabul etttimiz için
böle deriz
yakan aslında allah
ateş değil
sünnetullah denenşey gereği
olaylar genelde böle cerayanettiğinden insanlar bunudüşünemiyo
gazalide bu görüşte

Emre:
eşari-gazali-ibn i arabi çizgisi zaten bu
ooy üstad eşari ooy

kürşat:
am agazali

Emre:
peki tamam sanırım bu kırık dökük kabulle de yol alabiliriz

kürşat:
iradenin inkarı meselesini çözemedi

Emre:
boşver şimdi onu
yani ben elimi ateşe tuttuğumda ateş elimi yakıyor
afedersin allah elimi yakıyor
değil mi

kürşat:
ok

Emre:
allah mucizeleri haricinde bu kuralları kaldırmamayı tercih ediyor?
her seferinde yakıyor elimi
?

kürşat:
gördümüz bu ama görmedimiz de olabilir

Emre:
nasıl yanş

kürşat:
pardon
yannış oldu
allah tercih etmez
ilminde belli olanı yaratır sadece

Emre:
o zaman ilminde (ki bu allahı da bağlayan bir ilim! asıl allah bu ilim o zaman. kim belirlediyse bu ilmi, neyse) ben ateşe elimi tuttuğumda yanması var ve ben bugün şuan çakmağımı alıp elime tutsam yanarım

kürşat:
ee

Emre:
değil mi
hah
kurana inanıyor musun
yarısından çoğunu tevil etsen de

kürşat:
evet

Emre:
kuranda dua etmemiz tavsiye ediliyor, hz. peygamber dua etmemizi tavsiye ediyor değil mi?

kürşat:
emrediliyo

Emre:
hah
o zaman nasıl çakmağa elimi tuttuğumda elim yanıyorsa, dua ettiğimde (eğer kabul olunacak şartlara haizsem) duama da dünyevi bir cevap verilebilir. ve bu allahın ezeli ilmi gereği ta en başından belli olabilir değil mi?

kürşat:
karışık bu dediğinönek ver

Emre:
mesela ben çakmağımı alıp elime ateş tuttuğumda elim yanıyor. ve benim çakmağı elime alacağım, elime tutacağım, elimin ise yanacağı ta en başından beri belliydi değil mi
?

kürşat:
ok

Emre:
o zaman şöyle ki: ben dua ettiğimde (duam kabul görecek şartlara haizse) duam kabul ediliyor ve allah'a giden duam allah tarafından dünyaya geri iade edilerek dünya üzerinde bir etki yaratıyor. işlerin böyle olacağı ve böyle gelişeceği de allahın ilmi gereği ta en başından beri belliydi
o zaman neden dua etmiyosun

kürşat:
annadım
şöle
dua etmek istemek demektir
allahın iradesini reddettim için dua etmiyorum

Emre:
fakat allah "isteyin vereyim" diyor. ya ezeli ilmi gereği "istekte bulunanın isteğinin kabul olunacağı" belliyse, ve sen istekte bulununca bu isteğin yine o ezeli ilim gereğince gerçekleşecekse?
sonuçta ezeli ilim senin istekte bulunacağını da kapsıyor, istekte bulunduğunda sana geri dönüş yapılacağını da kapsayabilir

kürşat:
şimdi annadım ama
mantık olarak iradesiolmayandanbişiistenmez
çünkü o olacakları değiştirmeye kadir değil

Emre:
ya olacaklar zaten değişmişse

kürşat:
not: buyazıları sen kopyal aban asora gönder düzeltimkitab akoymayı düşünüyom
yazılarıbiriktir

Emre:
sen istekte bulunduğunda o isteğinin dünya üzerinde bir şekilde tezahür edeceği belliyse. mesela ezeli ilim gereği yarın istekte bulunacağın ve 3 gün sonra isteğinin gerçekleşeceği belliyse. ve sen bugün yarın istekte bulunmaya karar verdiğinde ezeli ilim gereği 4 gün sonra isteğine kavuşacaksan?
determinizmi aştır kafanda, bütün ama bütün sisteme (metafizik sistem dahil) koy

kürşat:
valla
diyom ki dua edende zaten ezeliilim gereği dua ediyo
ama burd aşu var
dua kabul edilmesi olayı yok
çünkü dua etkisiz

Emre:
niye? allahın duayı kabul edeceği daha önceden belliyse ezeli ilmi gereği
niye olmasın

kürşat:
kabuletmek iradeyle olur ilimle değil
not: bu yazıları kopyal abanaulaştır derin konu bunnar okeymi
hey

Emre:
gidiyo musun şimdi

kürşat:
yok 12 ye kadar burdayım

Emre:
ee tamam okuduk da notunu o zaman niye tekrar edip duruyosun

kürşat:
bundan sor aöl yaparsın okeyim

Emre:
aöl?

kürşat:
o ne

Emre:
bundan sor aöl yaparsın okeyim

kürşat:
devamedelim

Emre:
şimdi allahın iradesi yok
HAŞA

ve ilmine mahkum

kürşat:
amacıd ayok

Emre:
diyelim ki sen yarın dua ettin ve bu duayı edeceğin allahın ilminde vardı, bu duan geçerlilik kazandı çünkü geçerlilik kazanacağı allahın ilminde vardı, bu duanın sonucu dünyada göründü çünkü bu da allahın ilminde vardı
bu fikri nasıl reddediyorsun?
allah kabul ediyor fakat senin anlayışına göre kabul etmeme gibi bi şansı yok. kabul edeceği ilminde belli. o yüzden mecburen kabul ediyor duanı. yani iradesi yok bilinci var ama ilmi gereği kabul ediyor.
allah duanı dünya üzerinde gerçekleştiriyor çünkü bu ilminde vardı. ilminde olduğundan dolayı gerçekleştirmeme şansı yok ilmine karşı gelemez.
çık bakayım işin içinden

kürşat:
basit
ilim
irade özelliği olan kabul edip etmeme özelliği taşımaz
öleyse bu izahın düşer

Emre:
yine iradesi yok
kabul etmek zorunda
edip etmemeyi seçemiyor
mecburen edecek
geri kalktı ayağa

kürşat:
irade olmadan kabul etme olmaz ki

Emre:
kelimeye takılma
kabul yerine x harfini kullanalım istersen bundan sonra

kürşat:
buna şu çözümuygun
allahın ilminde şu kulun hatalı inançla dua etmesi vardı ve dua etti
ve alahın ilminde tamda kulun dua edip istediği şeyin gerçekleşecek olması belliydi ve ölede oldu
olay bu
kabul etme demeyiz bölece

Emre:
nedenselliği reddediyorsun burada
kul böyle dua etti diye öyle olmadı
tamamen rastlantısal?

kürşat:
zatenbize göre alalhın ilmi nedensiz
böle olması olayların nedensizdir

Emre:
ona da allahı zaman kavramıyla sınırlamandan varıyosun

kürşat:
allahın amacıda yooktur

Emre:
peki
bütün çarpık mantığını deşifre edebildiğimi sanıyorum =)
bak senin en büyük problemin ne biliyor musun
okuduğun kaynak eserlerde düşünen filozoflar "zamanın ne olduğundan habersizdiler".

kürşat:
konuyla ilgisi yok amaklım agelmişkensorim sana

kürşat size bir titreşim gönderdi.

Emre:
o sebeple zamanı allah için de cari kıldılar. sadece basit mantık kaidelerinden yola çıkarak. aristo metodu budur

kürşat:
ben kibirli birimiyim

Emre:
bu sebeple zamanı tanrı ilan edip
allahı tahtından düşürdüler
ve aristonun vardığı sonuç da buydu
çünkü onun tanrısı zamandı
kronostu
eheh
fakat biz bugün biliyoruz ki zaman sadece madde varsa vardır
madde yoksa zaman da yoktur
bana sevgilinmişim gibi sorular sorma =)
sahi var mı bi sevgilin

kürşat:
cevapla
yok
sen kızmısın yoksa

Emre:
erkeğim
emre yazıyo ya
normal tabii bu denli aşkın düşünceye ulaşmaya çalışan birine yetişemiyolardır
dolayısıyla seni anlayamazlar
fakat

kürşat:
öle

Emre:
tam dediğim noktada sen de hataya düşüyosun
o sebeple ne kadar aşkın düşünmeye çalışsan da yanlış yoldasın ve yanlış yolda gidiyosun
zaman tamamen maddi bir kavram
madde varsa zaman vardır, yoksa yoktur.
bunu kabul etmen gerekli düştüğün dehlizden çıkman için
bu seni doğrulara götürecektir

kürşat:
sana bi soru dicem ama

Emre:
fakat kitap mitap yazıyosun bu saatten sonra geri dönmek istemiyeceksin
çok normal bir içgüdü
fakat bi gün otur
bu gece
yatağına uzandığında
derinlemesine düşün
derinlemesine
rica ediyorum senden bunu
namusla düşün
sor bakalım sorunu

kürşat:
allah alemi kendi zatından sonlu bi süre soramı sonsuz süre soramı yarattı

Emre:
alem yokken süre yoktu
soru düşer
en azından bizim anlayabileceğimiz bir süre yoktu
bak bütün çıkmazlarının kaynağı bu
zaman

kürşat:
camı açarmısın

Emre:
tanrı kronos
camim yok

kürşat:
alah zamanı yarattı ölemi

Emre:
evet
alemle beraber zaman da var oldu

kürşat:
yaratmadı bi durum sözkonusumuydu

Emre:
nasıl yani

kürşat:
zamanı yaratmadığı bi durum sözkonusu oldumu

Emre:
alem yokken zaman da yoktu
nerde maddeyi varettiyse ve nereye hareketi bahşettiyse orada zaman da vardı
bizim anladığımız anlamda zamanı kastediyorum

kürşat:
bak sana bişi diyim
bu lafları çok duydum ama
şu lafıda çok okudum
alalh zamanı soradan yarattı ise
zamanın yaratılmış olmadığı bi zaman geçmiş olmalıdır
bu ise çelişkidir

Emre:
evet!

kürşat:
ne dersin

Emre:
insan mantığının çelişkisi
işin içine metafizik girdiğinde mantık sınırlarından çıkabilirsin kardeşim bu çok normal
bu mantık ilmi ya
p=q ile başlayan fakültede gördüğümüz ilim
bu maddeyi bağlar sadece

kürşat:
dedimönermeye ne diyon onu söle

Emre:
yahu çelişki olduğunu kabul ediyorum
ama bu çelişki çok normal
insan mantığı diyorum sana
ve insan mantığı dünyevi bir mantıktır, dünyaya göre kurgulanmıştır
bak kontra atakla geleyim öyleyse

kürşat:
mesel gazali kitabında der ki

Emre:
zaman ezeli midir?
dur şunu cevapla

kürşat:
meesela
alah zamanı soradan yarattı der
bu çelişki değilmi bize göre zaman ezeli

Emre:
zaman, ezeli midir?

kürşat:
evet

Emre:
zaman yaratılmış mıdır?

kürşat:
no
zaman kavramı yaratılmıştır

Emre:
neye dayanarak söyleyebilirsin bunu?
peki dur esas soru
allah nedir?

kürşat:
basit am a anlamay ayanaşmıyosun
nedenlerin nedeni

Emre:
allah hiçbirşeyle bağlanmayan olmamalı mı?
eğer birşeyle bağlanıyorsa, onu bağlayan şeydir esas allah

kürşat:
siz bizi yannış annıyonuz
ezeli ilim dışında olayı yapamıcak oluşu onun için eksiklik değildir
davet edimmi birini
felsefecidir örencim

Emre:
oha
nası öğrencin
tanıt azcık

kürşat:
ben yetiştirdim

Emre:
videodaki arkadaş mı yoksa
kameraman

eser_edionysos@hotmail.com konuşmaya eklendi. El yazısı yalnızca kişi listenizde bulunan kişilerle desteklenir.

kürşat:
değil
tanış
eser
bu tan san agöre biri

Emre:
aah garip kardeşim
2500 yıllık tuzağa düşmüşsünüz yav =)

eser:
mraba

Emre:
aristo mantığıyla dünya mı açıklanır abi
aleykümselam

kürşat:
eser bu dünkilere benzemiyo sölim acayip biri

eser:
tanısalım
o halde konusalım

kürşat:
bunun dilinden sen anlarsın

eser:
ben mı ü
neden kı

kürşat:
görürsün ya
alemin ezelilini konuşun

kürşat size bir titreşim gönderdi.

Emre:
sorsun anlatayım

kürşat:
sor eser

eser:
vallaha
sen sormalısın
bızım ıddıamız bellı

Emre:
işte o sebeple siz sormalısınız
ben sizi zaten tanıyorum
beni tanımak isteyen sizsiniz
ve o sebeple tanımak gayesiyle sorular yöneltmelisiniz

eser:
senı tanımak ıstemıyordum senı ovdu bende konusalım anlamında soyledım neyse
onemsız
baslayalım

Emre:
bi sn
çok afedersin
kürşat hocan mı senin?
ve sen onun öğrencisi misin

eser:
sımdı sen dusuncelerın ve
ondan cok sey ogrendım ona da bır seyler ogrettım ama elbetekı o bana daha fazla ogrettı bende ogrenmeını bıldım ısım takmaya neden gerek duyuyorsun
kı bunu mu konusaaz

Emre:
tamam tamam afedersin
bakın çok özür dilerim ama ben sıkıldım yav
hem bulaşıkları yıkamam gerek

eser:
farklıymıs kursat gercekten

Emre:
ben atayım istersen kürşatla konuşmalarımızı orda bu konuları irdeledik

eser:
dunkulerden

kürşat:
farklı ya

eser:

kürşat:
acayip bişi

Emre:
hepsini baştan anlatmak nasıl ağır geliyo biliyo musun

1 yorum:

İsmail Mesut Gökdemir dedi ki...

uykuma rağmen başından ayrılamayıp okudum sonuna dek. allah razı olsun şu konuşmayı yaptığın ve paylaştığın için. içinde hakaten "başka" ve doğru fikirler,cevaplar var. kürşat ismindeki insanın da anlamaya ne kadar kapalı olduğu ve mantığının düzlüğü bariz. kaçışları da komik. ok diyen kısa olsun diye soruya cevap bile teşkil etmeyecek yerde no diyen, öğrencim dediğinin "öğreşiyoruz isim koymaya gerek yok" dediği insan alim mi olur lan hem :D
bütün konuşmada çözemediğim idrak edemediğim veya sebeplendiremediğim tek bir sorusu var.
"kürşat:
camı açarmısın"
bu neden ya?